Bu yazıda sizlere biraz da Reşadiyeden söz edeyim.
Datça'yı bilmeyeniniz yoktur... Ama Reşadiye öyle mi...
Hala keşfedilmeyi bekleyen, gelecekteki değerini şimdiden görüp ilk adımı şimdiden atan az sayıda insanın taş üstüne taş koyduğu tipik bir Ege kasabasıdır.
Tas kaplama sokakları, eski usul yerleşim düzeni, iki katlı taş evleri, yeşil bahçeleriyle insan aklını yüzlerce yıl geriye taşıyan bir rüya fotoğrafı gibidir Reşadiye.
Marmaris'den Datça'ya gelirken, yaklaşık 4 km önce yolun sağında yarımadaya adını veren eski bir yerleşim yeridir Reşadiye.
Yarımadaya Resadiye denilmesinin neden; Osmanlı Padişahı V. Mehmet Reşad onurunadır.
Osmanlı döneminin, özellikle de V. Mehmet Reşad döneminin Osmanlı Aristokratlarının sağlik amaçlı geldiği, günümüzdeki tanımıyla sağlık turizmi, dönemin tabiriyle ise şifa bölgesi, terapi alanıydı Reşadiye.
Cumhuriyet döneminde yer ve yöre isimlerini Türkçeleştirilmesi sürecine kadar Reşadiye yerleşim alanın adı, Eleki olarak da bilirdi. 1923 Mübadele dönemine kadar Türklerle ve Rumlar içiçe yaşardı. Dönemin izlerini hala sokaklarda, evlerin mimarisinde görmek mümkün.